11 Eylül 2008 Perşembe

Ramazanda milli maç



3 gün önce patron"Misafirlerimiz var,4 tane bilet al Türkiye maçına ,istiyorsan sen de gel"dediydi. Bizde tabi bu fırsatı kaçırmayıp balıklama atladım teklife. Biletleri aldık,misafirleri otelden aldık,boğaz köprüsünü 1,5 saatte zor geçerek saat 6 sularında stadında orada olduk. Maça daha var,acıkmışız ama işin kötüsü patronla ben niyetliyken;diğer misafirlerimiz seferi kontejyanından yararlanarak oruç tutmadılar.Fenerbahçe stadının orayı bilenler bilirler,orada büyük otoparkın çaprazında,çift minareli olan yerde "Dürümcü Dede" diye iki tane lokanta var. Biri kebap türünde hizmet verirken,biri ev yemekleri yapıyor.(Dostum bu futbol yazısı demiştin,yemek çıktı)Neyse biz ortak dost vesilesiyle Dürümcü Dede'ye oturduk iftarı bekliyoruz. Şimdi misafirler aç.Ayıp olmasınlar diye yemekte istemiyorlar.Biz de olur mu öyle şey diyerekten adamlara zorla yemeğini yedirttik. Ama tabii bu arada çektiğim ızdırap yanıma kar kaldı. Neyse sonunda İmam ezanı okumayı başarabildi de hızlıca yemeğe girdim ve çorba,salata,ana yemek eksenini çok kısa bir sürede bitirdim. Millet bu arada künefe istedi hallice olarak,ben de ise gözüm düşmesine rağmen;öyle hızlı yedim ki,yer olmadığından mütevelli çok istesemde yiyemedim künefeyi. Neyse aldık biletleri,tuttuk stadın yolunu. Misafirlerimizden biri Kırgız olduğu ve futbol kültürü pek olmadığından;stadı anlattık,aslında buranın iyi olmasına rağmen ruh problemi yaşadığını ve işallah birgün sizi İnönü'de ağırlayalım dedik(Hani objektiflik) Maça 5 dk kala yerimizi bulup,en sonunda yerimize oturabildik.Zaten oturduktan hemen sonra bando takımı görevini yapmaya başlamıştı bile






Milli marşları söyledik,bizim takım kenetlendi derken maç başladı. Tabi bu arada tüm gün yolda olupta kadroyu bilmeyenler baya bir şaşıracaktı.Stadda herkes birbirne"Bu 3 numara kim?" diye sordu. En sonunda bir babayiğit çıkıp;adamın isminin Çağlar olduğunu ve Hakan'ın sakatlığından ötürü oynadığını söyledi. Dizilişe baktığımızda mecburi Çağlar değişikliği dışında beklediğmiz bir kadroyla çıkmıştı Fatih Terim. Maç başladığında Belçika kendi sahasına kapanan,1 puanı bulsa şükredecek bir yapıdaydı.Bizimkiler de Arda'nın eline bakmakta,Arda ile Emre birşeyler yaparlarsa maçı kurtarır görüntüsü daha ilk dakikadan belliydi.Bir de Tuncay'ın sakatlanıp çıkması oyunun kilitlenmesine sebep oldu.Deli fişek Tuncay yerine giren Halil ise;kendini Belçika defansının şevkatlı kollarına bıraktı ve maç boyu hiç ayrılmadı.Aslında kötü değildik pozisyon vermiyordu.Hatta Volkan yere bile atlamamıştı.Golde bile!





Kimse ne olduğunu anlamadı.Adam yanlış görmediysem ceza sahası yayından vurduğu kafa aşırtma olarak kalemizde gol oldu. O dakikaya kadar saçma sapan duran top organizasyonları yapan bizlere,bir nevi ders oldu gibi. Homurtular başlasada millet gaza gelip desteklemeye başladı takımı.Takım biraz kıpırdansa da sadece Arda'nın eline bakıp,Emre'nin de bir iki bireysel çabasıyla yetinebildi.Çünkü Semih ve Halil inanılmaz etkisiz oynuyordu. Kazım Kazım zaten sahada rep yapmakla meşguldu. Bu düşünceler arasında Hakem ilk yarı düdüğünü çaldı




Devre arası çekirdek çıtlatma,muhabbet etrafta tanıdık falan var mı diye bakınarak geçirdik.Tabii bu arada staddaki kişilerle 40 yıllık kanka muhabbetine girip,maç hakkında konuştuk. O arada yolda olduğumdan ötürü izleyemdiğim ve sorduklarımdan da cevap alamadığım maçın skorunu öğrenmiş olduk. Anansçu;12 dev adamın stada geldiğini ve Fransa'Ya çocuğu koyduğunu dediklerinde herkes sarmaş dolaş olup,12 dev adamı desteklemeye başladı. Derken 2.yarı başladı. Kazım Kazım çıkıp yerine Mehmet Topuz'u sokmuştu hoca.Maçada çok hızlı başladık zaten 1-2 dk rakip kaleyi abluka altına aldık.Hatta o arada kaçan bir gol vardı" ha bu maçı aldık" dedik ama sonra gene herşey aynıya döndü. Takım sadece Emre ve Arda'nın ayağına bakıp,onun haricinde bir organizasyon yapamamaya başladı. Tabii bu arada Belçika'nın müthiş karaktersiz ve küçük takım oyunu,sinirleri daha da gerdi.Semih'in kaçan pozisyonu daha da stersi soktu bizi.Bir de ofsayt olan gole 1 dk sevinme olayımız.Direk arkadaşı aradım
-Ofsayt mı değil mi?
-Ya aslında ofsayt gibi duruyor

-Yanlış izlemişsin a.q.Ofsayt değil
Deyip Hakem ile bayrak arasında değişik kombinasyonlar kurdum zihnimde.Ve o sırada Gökhan'ın içeriye doğru kestiği top,Belçika oyuncusunun eline çarptı. Hakem tereddüt geçirir gibi olduğunda,seyirci öyle bir ses dalgası çıkardı ki;ipe ipe verdi penaltıyı hakem


Topun başına Emre geçince herkes bir tırstı. Sonuçta hafta içi yaşananlar malum. Eğer kaçırırsa sittin sene gol mol atamıcağımızda kesin. Dular arasıda topa gelen Emre;köşeyi bulup golu yazdı. Biz tabii birbirimizle kardeş moduna girdik,sevindikiumutlandık ama golden sonra herşey gene aynı düzende devam etti. Belçika zaman öldürmeye devam ediyor,biz de anca ileri top şişirip birşeyler yapmaya çalışıyoruz. Bu arada Fenerium'da millet maç izlemeyi bırakıp Fatih Terim'i izlemeye odaklandı



Belçika oyuncuların her yere düştüklerinde;1 2 dk uzanmaları yetmemiş olacak ki;hocaları oradan daha da yatın diye talimat verdi. Tabii bunu gören Terim durur mu. Hocanın üstüne doğru gidip bağırmaya başladı. Araya giren 4. hakeme;Karışmamı ananı ...... bakışı attı. 4. hakemde ne olduğunu şaşırdı. Terim'in yaptığı çıkış belki fevriydi ama biz de seyirci olarak "Vur hocam i... oğluna"diye tempo tuttuk. Seyircilerden gözlemledim,kendim de dahil kimse Terim'e otur,sakin ol demiyor o maçın sıcaklığında. Dövmesi için tempo tutuyor. Zaten o anda anladım bizim millette soğuk kanlı sayısı,Ergün Pembe ve onun türü hariç yok denecek kadar az. Zaten ondan sonra da maç Belçika kalecinin aut atmasıyla son buldu. Unutmadan burada lütfenlik 87 'de sarı kart gösteren hakemede selamlar.Adam maçı pic etti resmen ya




Hakem bitiş düdüğünü çaldı. Biz oyuncularımızı alkışladık ve evimizin yolunu tutmaya başladık. Ama maçtan çıkarken,gene herkes te bir ümit vardı. Bu takıma Hamit ve Nihat döndüğünde herşeyin farklı olacağı kesindi. Dediğim gibi;mucize olmaz ise Bu Belçika bizim rakibimiz olamaz. İkinciliği yüzde 90 alırız. Ama aynı şekilde bu halde,biz de İspanya'nın rakibi olamayız



0 yorum: